Skip to content


Dünya Prematüre Günü: 17 Kasım

17 Kasım Dünya Prematüre Günü�nde Hacettepe Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Neonatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Yurdakök Türkiye�de prematüre bebekler ve sorunlarına ilişkin açıklamada bulundu.

Prematüre bebeklerin çok iyi bakıma ihtiyacı var.

Ülkemizde her yıl doğan 1.3 milyon bebekten yaklaşık %10�u prematüre doğmaktadır. Prematüre bebekler, solunum yetersizliği, sindirim sisteminin gelişmemiş olması, dolaşım yetersizliği ve bağışıklık sisteminin yetersizliğinden kaynaklanan çeşitli riskler altındadır. Prematüre bebekler uzun dönemde görme, işitme, hareket, dikkat dağınıklığı ve okul sürecinde öğrenme güçlükleri ile karşılaşabilmektedir. O nedenle doğumlarından itibaren takip ve bakımları titizlikle yapılmalıdır. Amaç yalnız büyük bebekleri değil, küçük prematüre bebekleri de sağlıklı olarak annelerine verebilmektir.

Türkiye�de Neonatolog Sayısı ve Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Yetersiz

Yaptığı açıklamada Türkiye�deki Neonatolog ve Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinin yetersizliğine dikkat çeken Prof. Yurdakök, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinin sayılarının artırılmasının tek başına yeterli olmadığının, ünitelerde kalitenin de artırılması gerektiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Murat Yurdakök, �Türkiye de küçük prematüre bebeklerin bakımı konusunda yeterli alt yapı yok. Çoğul gebeliklerin doğumları, yalnız çocuk hekimlerinin değil, konularında deneyimli çocuk kardiyolojisi, çocuk nörolojisi, göz hastalıkları, odyoloji (işitme), fizik tedavi ve diğer uzmanların bulunduğu yerlerde yaptırılmalı� dedi.

Çoğul gebelik prematüre doğum riskini artırmaktadır.

Prematüre doğum riskinin özellikle çoğul gebeliklerde ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Yurdakök, çoğul gebeliklerde ikiz bebeklerde genellikle önemli bir sorun görülmezken, üçüz bebeklerin çoğu kez gebeliğin 32. haftasında doğduğunu ve rahim içindeki fetus sayısı arttıkça bu sürenin daha da kısaldığını belirtti.

Prof. Yurdakök, özellikle tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik riskine dikkat çekti.

Aileler, Domuz Gribinin yanı sıra Prematürelerde Mevsimsel RS Virüsü Enfeksiyonlarına Dikkat

Prof. Dr. Yurdakök, oldukça bulaşıcı olan RSV�nin (Respiratuar Sinsityal Virüs) Ekim-Nisan ayları arasında salgınlar yaparak solunum yollarında enfeksiyona yol açabildiğini, RSV enfeksiyonlarının çok küçük (gebelik yaşları 32 haftanın altında olanlarda) ve özellikle uzun süre solunum cihazlarına bağlı kalmış kronik akciğer hastalığı gelişmiş bebeklerde hastaneye yatırılmayı gerektirecek, bazen de ölümle sonuçlanacak ciddiyette problemlere neden olabileceğine dikkat çekerek, her yıl RS Virüs enfeksiyonlarının sık görüldüğü aylarda, ayda bir kez koruyucu bağışıklamanın hastalıktan korunmada önemli olduğunu belirtti.

kaynak:http://www.hekimce.com/index.php?kiid=4854

Posted in Hamilelik Testleri.

Hamilelikte Sigara Hiperaktivite Nedeni

Amerika da �Cincinati Children�s Hospital Medical Center��da yapılan bir araştırmaya göre, hamileliği sırasında sigara içen annelerin çocuklarının hiperaktif olma olasılığı daha fazla. Araştırma, eğer anne adayları, hamileyken sigara içmeyi bırakırsa, hiperaktivite görülme olasılığının 5�te 1 oranında azalacağını da ortaya koydu.

Çalışmayı yürüten Dr. Tanya Froelich, kadınların yüzde 15�inin hamileyken sigara içtiğini söyledi.

Hamilelikte sigara içmek, düşük kilolu çocuk doğurmak, erken doğum gibi daha başka önemli sağlık sorunlarına da neden oluyor.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=4855

Posted in Hamilelik Testleri.

Hamilelikte sigara kullanımı

Hamilelikte sigara kullanımı tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı problemidir. Sigara sadece kadının değil, doğmamış bebeğin de sağlığını ciddi anlamda tehdit eden bir faktördür. siga

Yapılan istatistikler kadınların hamilelikleri süresince sigara içmemeleri halinde yenidoğan ölümlerinin %10 oranında azalacağını göstermektedir.

Her nefeste içinize çektiğiniz sigara dumanı yaklaşık 2500 değişik kimyasal madde içermektedir. Bu maddelerden hangilerinin bebeğiniz için zararlı olduğu tam olarak bilinmemekle birlikte nikotin ve karbonmonoksitin kötü gebelik öyküsü için ana risk faktörü olduğu kabul edilmektedir. Karbonmonoksit araçların egzozundan çıkan gazın aynısıdır.

Sigara içindeki pek çok maddenin etkisi ile vücuda bazı değişiklikler yaratır. Bu değişikliklerin en kısa vadede gerçekleşeni ve dikkat çekeni dolaşım sistemi üzerindeki etkisidir. İlk çekilen nefesle birlikte damarlarda ve bronşlarda bir büzüşme meydana gelir. Kan basıncında hafif bir artış ortaya çıkarken kanın oksijen taşıma kapasitesi belirgin derecede azalır. Bu durum ciddi problemlere neden olabilmekle birlikte çoğu zaman yetişkinler tarafından tolore edilebilir. Ancak hamile bir kadının ve karnındaki bebeğin tolore etmesi çok daha güçtür.

Sigaranın hamilelikteki etkileri nelerdir?

Hamilelik sırasında sigara içtiğinizde bebeğinize giden ve büyümesi için gereksinim duyduğu kan, oksijen ve besin maddelerinde azalmaya neden olursunuz.

Sigara içmeniz durumunda bebeğinizin düşük doğum ağırlığı ile doğma riskini yaklaşık 2 kat arttırırsınız. Yaşına göre düşük doğum ağrılıklı dünyaya gelen bebekler doğum sonrası bazı sağlık problemleri açısından yüksek risk taşırlar. Bunların en önemlileri serabral palsi (felç), zeka geriliği ve hatta ölüm riskidir.

Öte yandan sigara içilmesi erken doğum riskini de %30 oranında arttırır. Bununla birlikte gebeliğin 16. haftasında sigarayı bırakan bir anne adayının bebeğinin düşük doğum ağrılıklı olma riski hiç sigara kullanmayan bir anne adayı ile aynı düzeye iner. Yani sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir.

Erken doğum riskinin yanı sıra sigara bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini de arttırmaktadır. Yeni yapılan bir çalışmada hamileliğin ilk 3 ayı boyunca sigara içen kadınların bebeklerinde daha fazla yarık damağa rastlandığı bildirilmiştir.

Sigaranın hamilelikteki olumsuz etkileri bunlarla sınırlı değildir. Hamilelikte ortaya çıkabilen bazı problemler sigara içen kadınlarda daha fazla görülür. Örneğin, sigara içen kadınların düşük yapma olasılığı içmeyenlere göre daha fazladır. Benzer şekilde plasenta previa ya da plasentanın erken ayrılması durumu da sigara kullanan kadınlarda 2 kat fazla karşılaşılan bir durumdur. Plasentanın erken ayrılması durumunda hem anne adayının hem de bebeğin hayatı ciddi oranda tehlikeye girer.

Sigaranın gebelikteki belki de en korkutucu etkisi ölüm doğum skinde yarattığı artıştır. Hamilelikleri süresince sigara içen kadınların bebeklerinin herhangi bir dönemde anne karnında hayatını kaybetme şansı sigara içmeyenlere göre çok daha fazladır.

Doğum sonrası etkileri

Sigara ve tütün ürünlerinin olumsuz etkileri sadece hamilelik ile sınırlı değildir. Hamileliğiniz boyunca sigara içmiş ve herhangi bir sorun yaşamadan bebeğinizi dünyaya getirmiş olmanız bundan sonra sorun yaşamayacağınızın garantisi değildir. Çünkü hamileliği süresince sigara içen kadınlardan doğan bebeklerde “ani bebek ölümü sendromu” görülme riski yaklaşık 2 kat artmaktadır. Ani bebek ölümü sendromu bulunabilen herhangi bir neden olmaksızın bebeğin hayatını kaybetmesidir. Doğum sonrası bebeğin bulunduğu ortamda sigara içilmesi de ani bebek ölümü sendromu riskini artırmakla birlikte bebeğin sigara dumanına anne karnındayken maruz kalması daha büyük risk yaratmaktadır.

Ani ölüm dışında bu bebeklerde doğum sonrası astım gibi bazı kronik sağlık problemlerine de daha fazla rastlanmaktadır. Anneleri hamilelikleri süresince sigara içen çocukların okul performansları da yaşıtlarına göre daha düşük olmaktadır. Bu çocuklarda matematik başta olmak üzere öğrenme bozuklukları izlenmektedir. Yine benzer şekilde bu çocuklarda davranış bozuklukları ve antisosyal davranışlara da daha sık rastlanmaktadır.

Hamileyken sigarayı bırakmanız için 10 neden

• Sigarayı bıraktığınızda bebeğiniz de bırakmış olacaktır.

• Bebeğiniz doğduğunda yaklaşık 200 gram daha ağır olacaktır.

• Bebeğinizin doğum sonrası hastanede kalış süresi daha kısalacaktır.

• Hamileliğiniz daha rahat geçecektir.

• Hamileliğiniz daha sağlıklı geçecektir.

• Bebeğinizin karnınızda ya da doğumdan sonra ölme riski azalacaktır.

• Doğum sonrası bebeğinizde astım ve alerji gibi hastalıkların görülme riski azalacaktır.

• Sütünüz daha sağlıklı olacaktır.

• Hastalık riskiniz azalacağından çocuğunuzun büyümesini daha keyifli izleyebileceksiniz.

• Sigaraya vereceğiniz parayı bebeğiniz için harcayabileceksiniz.

Dr. Senai Aksoy

kaynak: http://www.anneyiz.biz/haber/hamilelikte-sigara-kullanimi_hbs1203.html

Sigarayı bırakmak için sigarayı bırakma yöntemleri

Posted in Hamilelik Testleri.

Anne Babanın Depresyonu Çocuğa Geçiyor

Anne ve babanın yaratacağı huzurlu ortam çocuğun gelişmesinde beslenme kadar önemli…

Amerikalı bilim adamları, depresyonun, anne ve babadan çocuklara geçebildiğini belirlediler.

Massachusetts hastanesinde yapılan araştırmada, 380 çocuk denek olarak ele alındı. Araştırmada, anne veya babası depresyon içinde olan çocuklarda aynı sorun, diğer çocuklara göre dokuz kez daha fazla bulundu.

Sonuçları American Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmanın, hastalıkla ilgili klinik tedavisi konusunda doktorlara yeni ipuçları verdiği belirtildi.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=149

Posted in Hamilelik Testleri.

KADIN İÇİN SAĞLIĞIN SIRRI: EVLİLİK+ANNELİK+ÇALIŞMA+EV HANIMLIĞI

İş kadınlığı ile ev hanımlığını bir arada götüren kadınların sanılanın aksine diğer hemcinslerine göre daha sağlıklı bir hayatları var. Bir zamanlar yalnızca evlerinin kadını olmanın hayalini kuran kadınlar, son yıllarda çocuk da yaparım, kariyer de sloganından hareketle hem evlerinin kadını hem de iş kadını olmak için çabalıyorlar. Haliyle bu durum onları biraz yoruyor. Ancak bilim adamları ve doktorlar, bu yorgunluğun sanılanın aksine sağlığa zararlı değil, yararlı olduğunu vurguluyor.

İngiliz Sağlık Gazetesi nde yayınlanan bir makaleye göre; bir yandan çocuk yetiştirirken, diğer yandan aktif bir biçimde çalışan kadınlar geleceklerine yalnızca maddi ve manevi anlamda katkıda bulunmakla kalmıyor, sağlık da depoluyor. İstatistikler, çalışan kadınların ev hanımlarına göre daha sağlıklı bir ömür sürdüklerini gözler önüne seriyor. Londra Üniversitesi Epidemoloji ve Halk Sağlığı Bölümü araştırma görevlilerinden Anne McMunn, mutlu bir evlilik hayatı olan çalışan annelerin uzun vadede hiç çalışmamış kadınlara göre çok daha şanslı olacaklarını vurguluyor. McMunn “Evlilik, annelik ve iş kadınlığını bir arada götüren kadınlar, bu yoğun tempo nedeniyle kısa vadede stres altında kalabiliyor. Ancak bu hareketli yaşamın uzun vadede insan sağlığına büyük katkıları var” diye konuşuyor.

MUTLU BİRLİKTELİK

Çalışsınlar ya da çalışmasınlar kadınların sağlıklı bir yaşam sürmeleri için temel şart, mutlu bir evliliğe ya da birlikteliğe sahip olmaları. Başka bir deyişle, evde huzur şart! Uzmanlar, dul anneler için de ev ve iş yaşamını birlikte götürmenin çok daha zor olduğunu vurguluyor. Öte yandan, İngiltere de yapılan araştırmalar çalışan kadınların, özellikle de çalışan annelerin, kilo problemiyle de ev hanımlarına nazaran daha kolay mücadele ettiğini gözler önüne seriyor.

ÇALIŞIN ZAYIF KALIN

İstatistiklere göre, çalışan kadınların yalnızca yüzde 23 ü 50 li yaşlarına geldiklerinde obezite sorunuyla karşı karşıya kalıyor. Bu oran hiç çalışmayan kadınlarda ise, yüzde 38 oluyor. Kilo alımının, genler ve beslenme alışkanlığı kadar sosyal yaşamdan da kaynaklandığını vurgulayan doktorlar, sağlıklı bir bedene giden yolun mutlu bir ev ve aktif bir iş yaşamından geçtiğini ifade ediyor.

kaynak

Posted in Hamilelik Testleri. Tagged with , , , , , .

ALKOL VE GEBELİK

Hamileyken alkol kullandığınızda varolan tehlikeler, her zamankinden farklı değildir. Ayrıca, doğmamış bebeğiniz de çok önemli riskler altındadır.

Gebeliği sırasında alkol kullanan annelerin bebeklerinin normalden daha küçük doğduğu son onbeş, yirmi yıl içinde daha iyi anlaşılmıştır. Ayrıca küçük kafa, kalp bozuklukları ve göz kapağı anomalileri gibi çeşitli kusurlar gözlemlenmiştir. Bu durum Fetal Alkol Sendromu olarak adlandırılır. Bu çocukların çoğunda büyüdükçe zeka gerilikleri de ortaya çıkmaktadır.

Alkolün yaptığı bu tür hasarlar tam olarak açıklanamamaktadır. Aşırı alkol kullanan birçok kişi aynı zamanda aşırı sigara da kullanır ve sigaranın da bebeklerde düşük doğum ağırlığına neden olduğu bilinmektedir. Bu insanlardaki vitamin eksikliği sözkonusu soruna katkıda bulunuyor gibi gözükmemektedir. Alkolün bebekte bu tür bozuklukları nasıl yaptığı bilinmiyor. Aynı zamanda içkinin her vakada bozukluklara neden olduğu da kesin değildir. Bununla birlikte akıllıca olan, hamile olabileceklerini düşünen kadınların kesinlikle alkol kullanmamasıdır.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=23

Posted in Hamilelik Testleri.

Doğum sonrası nasıl kilo vermeli

Gebelik döneminde 9 – 12 kg alarak normal tamamlamış bir anne, ilk altı ayın sonunda dengeli beslenme ve etkin süt verme sonunda normal kilosuna kavuşabilir.
Gebelik döneminde 18 -30 kg gibi aşırı kilo almış annelerin ise normal kilolarına dönmeleri daha uzun zaman alacaktır.
Normal süreçte emzirme dönemiyle birlikte anne kilo kaybetmeye başlar. Sütün veriminin artması için aşırı yağlı ve şekerli yiyen, yanlış beslenen anneler ise tam tersi süt verirken kilo alabiliyor, hatta doğum sonrası kilolarının üzerine çıkan anneler dahi oluyor.
Emzirme döneminde anne her gün yaklaşık 6 – 7 çay bardağı yani 700 ml süt salgılar. Bunun için harcanan kalori ise her gün 500 – 700 kalori civarındadır. Bu kalori kaybı bir saat orta seviyede egzersize eşdeğerdir. Bu sebeple emzirirken dengeli beslenen ve yeterli sıvı alan anne, eğer doğumu normal kilo kazanımıyla bitirdiyse altı ay sonunda doğumda aldığı ve süt üretmek üzere depoladığı fazla kilolardan kurtuluyor.
Düşük kalorili diyet sakıncalı
Hızlı kilo kaybı için yapılan düşük kalorili diyetler annenin süt verimini olumsuz yönde etkiler. Özellikle karbonhidrat ve proteinden fakir beslenme annenin sütünü azaltır. Protein ve kalsiyum açısından zengin süt – yoğurt – peynir – yumurta anne için çok önemlidir. Ayrıca her gün mutlaka et, tavuk veya balıktan birisi tüketilmelidir.
İlk dört ayda aylık yarım – bir kg zayıflama normaldir, ancak anne çok şişmansa ayda 2 kg kayıp da gözlenebilir. Ancak ayda 2 kg üzerinde zayıflamak, emziren anne için sakıncalıdır. Hekim izni olduktan sonra hafif yürüyüşler ve egzersizler kilo vermeyi çabuklaştırır.
Anne sütü
Emzirme ne kadar uzun sürerse bebek ve anne için faydaları da o derece artıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi, emzirmeyi mümkün olduğunca uzun tutmayı ve en az bir yıl süreyle devam etmeyi öneriyor.
Emzirmek son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Doğum şekli normal veya sezaryen; ne olursa olsun, mümkün olduğunca doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanmalıdır. Emzirme süreci bebeğe olduğu kadar anneye de faydalıdır.
* Emzirme sürecinde bebekle duygusal ve fiziksel bağ devam eder.
* Süt üretimi için kalori harcanır ve bu enerji harcaması annenin kilo vermesine yardımcı olur.
* Emziren annelerin yumurtalık ve meme kanseri riskinin daha düşük olduğu bilinmektedir.
EMZİRME DÖNEMİNDE AKLINIZDA BULUNSUN!
* Vücudunuz 1 ml süt salınımı için yaklaşık 7 kalori harcar.
* Protein yeterli miktarda alınmalıdır. Özellikle balık haftada en az iki kez tüketilmelidir.
* B12 vitamini süt verimliliği için önemlidir. En iyi kaynağı ise yağsız kırmızı et ve yumurtadır.
* Kalsiyumun yeterli alınması, annenin kemik sağlığı için önemlidir. Kadınlardaki osteoporoz (kemik erimesi) riski unutulmamalıdır.
* Folik asit gebelik döneminde olduğu kadar, emzirme döneminde de önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeleri bol yemek gerekir.
* B vitamini tüketimi de yeterli olmalıdır. Bunun için tam buğday, bulgur ve kuru baklagiller tercih edilebilir.
* Magnezyum ve çinko her kadın için yaşamın her döneminde önemlidir. En iyi kaynaklarından biri ise fındık’tır.
* Kompostolar şekersiz hazırlanabilir. Bunun için meyvelerin doğal şekeri yeterlidir.
* Demir eksikliğiniz varsa, meyve sularına pekmez veya kuru üzüm ekleyebilirsiniz.
* Tatlı yemek isterseniz, gaz yapmayacak şekilde sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz.
* Süt protein, karbonhidrat ve kalsiyum açısından ideal dengeye sahiptir ve emzirme döneminde süt tüketmeye özen göstermeniz gerekir. Gaz yaparsa, laktozsuz sütleri tercih edebilirsiniz.
Anne sütü bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir
Anne sütü çocuk için en ideal yapıya sahiptir. Bebeğinizi bazı hastalıklar ve enfeksiyonlardan korumaya yardımcıdır. İçerdiği koruyucu maddeler, anne sütünün içeriği bebeğin değişen ihtiyaçlarına göre değişim gösterir. Bebek prematüre doğmuşsa prematüre bebeğin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir. Bu nedenle bebekler daha sık beslenmek ister ve daha iyi kilo alırlar.
Anne sütü, bebeğin ruhsal gelişimi için de faydalıdır. Hazırlama zahmeti yoktur ve istediğiniz her zaman mevcut, kullanıma hazır, temiz ve uygun sıcaklıktadır. Maliyeti yoktur. Çevre kirliliğine yol açmaz. Emzirilen bebekte karın ağrısı, gaz sancısı ve kabızlık daha az sıklıkta görülür.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=4603

Posted in Hamilelik Testleri. Tagged with , .

Tüp Bebek ( Mikroenjeksiyon )

Geçmişte spermin yada embriyonun laparoskopi eşliğinde tüplerin içine verilmesi (GIFT/ZIFT) gibi teknikler uygulanırdı. Artık modern tıp, yardımcı üreme teknikleri, tüp bebek (IVF) ve mikroenjeksiyonu (ICSI) tercih ediyor.

TEDAVİNİN AŞAMALARI:

GÖRÜŞME

İlk görüşmede IVF doktorunuz sizfen detaylı bir sağlık öyküsü alır, daha önce yapılmış tüm tetkik ve tedavilerinizi inceler. Gerekli gördüğü taktirde ek tetkikler isteyebilir, genetik ya da başka bölümlerden konsültasyon isteyebilir. Daha sonra bazal bir ultrason incelemesiyle rahim ve yumurtalıkların durumu hakkında bilgi sahibi olur. Bu inceleme sonunda herhangi bir patoloji saptanırsa buna yönelik tedaviye öncelik verilir. Problemin nedeni anlaşıldıktan sonra doktorunuz tedavinizin planını çizer ve YÜT programına alınıp alınmayacağınıza karar verir.

HORMONLARIN BASKILANMASI

IVF programında ilk hedef yeterli sayıda döllenme yeteneğine sahip yumurta hücresi elde edebilmek. Bu hedefe ulaşmak ve kontrolü ele alabilmak için vücudun kendi ürettiği hormonların zamansız ve düzensiz etkilerinin ortadan kaldırılması gerekir. Bu amaçla hormonları baskılayıcı ilaçlar kullanılır. GnRH analogları adı verilen ve enjeksiyon ya da burun spreyi olarak kullanılan bu ilaçlar değişik protokollere göre uygulanabilir.

KISA PROTOKOL

GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanıp tedavi sonuna kadar (çatlatma iğnesinin yapıldığı gün) devam edilir.

Yukarı

ULTRA KISA PROTOKOL

Adet kanamasının ilk günü GnRHa başlanır ve üç gün verildikten sonra kesilir. Tedaviye hMG ya da FSH ile devam edilir.

UZUN PROTOKOL

GnRHa uygulamasına bir önceki döneminin yirmibirinci günü başlanır. Takip eden adet kanamasının üçüncü gününde baskılanmanın olup olmadığı yapılacak olan kan testi ile anlaşılır. Kan östrojen düzeyi azalmış ise baskılanma sağlanmış demektir. Bu durumda uyarı tedavisine başlanır ancak GnRHa uygulaması sona erdirilmez. Çatlatma iğnesinin yapılacağı güne kadar devam edilir. Hangi protokolün size uygun olacağına karar verilir. Planlanan protokol, hangi ilacı ne zaman ve nasıl alacağınız size anlatılır ve yazılı yazılı belge olarak size verilir.

YUMURTALIKLARIN UYARILMASI

Tüm protokollerde adet kanamasının ikinci ya da üçüncü gününde temel ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini yapılır ve kullanılacak ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta belirli aralıklarla kontrole çağrılır. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografi yapılarak gelerek gelişen folliküllerin sayısı ve büyüklüğü kontrol edilir. Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre kanda östrojen incelemesine gerek duyulabilir.

Tedavide amaç mümkün olduğunca fazla sayıda 16-20 mm çaplı follikül elde etmektir. Takipler esnasında kan östrojen düzeyleri kontrol edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir. Hedef 14 mm’den büyük follikül başına 200 pg/ml östrojen düzeyine ulaşmaktır. Folliküller yeterli büyüklüğe ulaştığında son olgunlaşnayı sağlamak için 5.000 -10.000 ünite human chorionic gonadotropin (hCG) enjeksiyonu yapılır. Tedavinin süresi değişken olmakla birlikte ortalama 10.4 # 1.7 gündür. Çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır.

Ultrason takipleri sırasında değerlendirilen bir diğer faktör de rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen tabakanın yapısı ve kalınlığıdır. Gebelik oluştuğunda endometriuma yerleşeceğinden bunun yapısı son derece önemlidir. hCG gününde endometrium 6 mm veya daha ince olduğunda gebelik şansı azalmaktadır. Kendi uygulamalarımızda bu tür hastalardaki klinik gebelik oranı %11.8’dir. Endometrial kalınlığın 14 mm’den fazla olması da olumsuz etki yaratmakta ve gebelik elde edilse bile düşük olma olasılığı artmaktadır.

Yukarı

YUMURTA TOPLAMA

OPU vajinal ultraonografi ile oldukça kolay ve konforlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatar ve üzeri steril örtüler ile örtüldükten ve vajina temizliği yapıldıktan sonra lokal anestezi vajinaya uygulanır ve ardından vajinal ultrosonsgrafiye başlanır. Vajinal uktrosonografi probu üzerinde bulunan, kılavuz içinde geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. Her bir follikül çine girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile boşaltılır. Alınan sıvı hemen labarotuara yollanarak yumurta içirip içermediği mikroskop altında incelenir, eğer yumurta hücresi varsa ayrılır. Eğer follikülden yumurta elde edilemez ise aynı iğne içinden özel sıvı verilerek follikül boşluğu yıkanır ve içinde kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. Bu şekilde tüm folliküller aspire edilinceye kadar işleme devam edilir. Her iki yumurtanın aspire edilmesi yaklaşık 15-30 dakika sürer. Işlem sonrası hasta dinlenme odasına alınarak bir süre istirahat etmesi sağlanır.

Lokal anesteziyi tolere edemeyen, ya da yumurtalıkların ve/veya folliküllerin özel durumu nedeni ile işlemin teknik olarak zor geçeceği düşünülen vakalarda genel anestezi tercih edilebilir. Bazen follikül sayısı fazla olmasına karşın içlerinde yumurta hücresi çıkmaz. Boş follikül sendromu adı verilen bu durumun en önemli nedenlerinde biri hatanın hCG yaptırmak ve 24 saat sonra OPU işlemini diğer yumurtalıkta tekrarlamaktır.

OPU işlemi sırasında aspire edilen follikül içeriği hemen labaratuara gönderilir. Özel bir mikroskop ile incelenen bu sıvının içinde bulunan yumurta kültür sıvısının içine konarak inkübatöre kaldırılır. İnkübatör, sıcaklığı 37 C, karbondioksit oranını da %5-6 düzeyinde sabit tutar. Olgun yumurta hücreleri 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale gelmektedir. KOH sonrası çapı 18-22 mm arasında olan folliküllerin yaklaşık %80’inden döllenmeye uygun yumurta elde edilebilmektedir.

FERTİLİZASYON (Döllenme)

Kadından oositlerin (yumurta) toplandığı esnada erkek de sperm verir. Sperm alınması için en ideal yöntem mastürbasyondur. Menisinde canlı sperm bulunmayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm alınır. Elde edilen meni özel bir kap içersine alınır ve likefiye olması(sıvılaşması) belklenir. Likefiye olan meni , sperm sayısı, hareketliliği ve şekli yönünden incelenir.

Tüp bebek planlanan hastalarda en önemli kriter hareketli sperm sayısıdır. Incelenen sperm döllenme için hazırlanır. Sperm hazırlanmaı iki nedenden dolayı önemlidir. Bunkardan birincisi menide bulunan yabancı proteinleri, temizlemek, ilncisi ise bazı reaksiyonları tetikleyerek spermin hiperakif olmasını sağlamaktır.

Yumurta kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra fertilizasyon işlemine geçilir. Spermler ile yumurtalar bir arada bırakılırlar. Her bir yumurta hücresi için 20.000 sperm kullanılır. Sperm parametrelerinin bozuk olduğu durumlarda bu sayı arttırılabilir. Erkek faktörü varlığında veya nedeni açıklanamamış infertilite olgularında mikroenjeksiyon (ICSI) tercih edilmelidir. Işlemden 16-18 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir. Döllenmiş yumurtada tek olan hücre sayısı ikiye çıkmıştır Döllenmiş yumurtalar tekrar kültür ortamına konur ve ileri aşamalara ulaşmalaları beklenir. Uygun aşamaya gelindiğinde embriyolardan kaliteli olanlarından belirli sayıda alınarak kadının rahmi içine transfer edilir.

Yukarı

EMBRİYO TRANSFERİ

Embriyolar iki hücreli aşamadan blastokist aşamasına kadar herhangi bir dönemde transfer edilebilmekle beraber, en sık tercih edilen transfer zamanı 4-8 hücreli aşamadır. Embriyolar bu aşamaya genellikle iki yada üçüncü günde ulaşmaktadırlar. Embriyo transferi iki-altıncı günler arasında yapılabilir.

Yardımcı üreme tekniklerinde transfer edilen embriyo sayısı ile klinik gebelik oranları arasında direkt bir ilişki mevcuttur. En iyi klinik sonuçlar 2-4 embriyonun transfer edilmesiyle alınmaktadır. İkiden fazla sayıda embriyo transfer edildiğinde çoğul gebelik oranları oldukça yükselmektedir; ancak bu risk artan kadın yaşı ile birlikte azalmaktadır. Çoğu gebeliklerin koplikasyon oranlarının yüksek olması ve erken doğum gibi nedenler ile maliyetin artması nedeniyle pekçok ülkede transfer edilen embriyo sayısının kısıtlanması yoluna gidilmektedir. İkiden fazla sayıda embriyo ancak 37 yaşından büyük ve daha önceki IVF/ICSI denemelerinin başarısız olduğu hastalarda yapılmaktadır. Günümüzde 35 yaşından genç her hasta sadece bir tane blastokist transfer edilmesi önerilmektedir.embriyo transferi yapılırken hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatırılır. Vajinaya spekulum takıldıktan sonra steril serum fizyolojik ile temizlik yapılır. Ardından özel kültür sıvıları ile rahim ağzı temizlenir. Embriyolog transfer edilecek embryoları katater içinde labaratuvardan getirir. İşlemi yapacak olan hekim karından yapılan ultrason eşliğinde embriyoları rahim içine bırakır.

Embriyo transferi işlemi ağırlıklı bir işlem değildir ve anastezi gerektirmez. İşlem sonrası endometriumu desteklemek için hastaya enjeksiyon, fitil ya da krem şeklinde hormon ilaçları verilir. Luteal faz desteği adı verilen bu tedavi eğer gebelik oluşursa 10. Haftaya kadar devem eder. Gebelik oluşmayıp adet kanamasının olduğu durumlarda ise kanamanın başlamasıyla birlikte tedavi kesilir. Embriyo transferi sonrası 12. günde gebelik testi için çağrılır.

GEBELİK TESTİ

İlk önce idrarda daha sonra ise kanda gebelik testi (beta-hCG) yapılır. Kanda yapılan testin sonucuna göre gebelik olup olmadığına karar verilir. Testi pozitif olanlar iki gün sonra yeniden kanda gebelik teti için çağrılır. İki testin sonuçları arasında ilişki değerlendirilerek gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. Sağlıklı bir gebelikte iki gün sonra kan beta-hCG değeri yaklaşık iki kat artmalıdır. Bazı durumlarda bir süre sonra kan beta-hCG değeri sıfıra iner. Bu durum biyokimyasal gebelik olarak adlandırılır.

Bete-hCG’nin beklenenden daha farklı artışları ise, ektopik gebeliği(dış gebelik) dütündüren bulgulardan birisdir.

12 ve 14. günlerdeki beta-hCG değerleri istenilen şekilde artan vakalar klinik gebelik olarak kabul edilir ve 2 hafta sonra ilk gebelik ultrasonu için çağrılır. Bu ilk ultrasonda rahim içindeki gebelik kesesinin olup olmadığı ve eğer kese var ise kaç tane kese olduğu araştırılır. İkiz, üçüz yada daha fazla sayıda fetus bu ilk ultrasonda görülebilir.

Yukarı

ÖZEL UYGULAMALAR

CERRAHİ SPERM ARAMA (PESA, PTSA, TESE)

Erkeğin menisinde hiç sperm olmaması durumunda (azospermi) mikroenjeksiyon işleminde kullanılacak olan spermin testislerden alınması gündeme gelmektedir. Bu uygulamanın başlaması ile erkek kısırlığı konusunda devrim yaşanmıştır. Tıkanıklığa bağlı azospermi olgularında kanalların içine ince bir iğne ile girilerek sperm aranır (PESA). Bu tür olgularda kendi kliniğimizde sperm bulma oranımız %99.6’dır.

Tıkanmanın olmadığı durumlarda ise problem daha karışıktır. Bu durumlarda erkek yumurtalığının çeşitli bölümlerinde çok kısıtlı da olsa bir üretim söz konusu olabilmektedir. Yumurtalığın çeşitli bölümlerinden çok sayıda küçük parça alınarak bu parçaların içerisinde sperm hücresi aramak gerekmektedir. Parça iğne ile (PTSA) ya da açık cerrahi ile alınabilir (TESE). Bu teknikle hastaların yaklaşık %60’ında sperm bulunabilmektedir. Üretim bozukluğuna bağlı azospermi olgularında gebelik oranları biraz daha düşüktür.

DESTEKLİ YUVALAMA

Yardımcı üreme tekniklerine başvuran çiftlerin yarasından fazlasında embriyo gelişmesine rağmen gebelik olmamaktadır. Döllenme olmasına rağmen gebelik oluşmamasının kaynağı muhtemelen embryonun rahime yerleşme safhasındadır. Embriyonun rahim içine yerleştirilmesini takiben değişik olaylar oluşmaktadır. İlk olarak embriyo bölünmeye ve büyümeye devam etmekte belli bir boya erişince kendisini çevreleyen zarı (zona pellusida) yırtarak endometriumolarak adlandırılan rahim içindeki dokunun derinliklerine yerleşerek büyümesine burada devam etmektedir.

Gebeliğin oluşmamasının en önemli nedeni embriyonun bu zarı yırtarak dışarı çıkmaması ve dolayısı ile rahim duvarına yerleşmemesi olduğu kabul edilmektedir. Bu problemi çözmek için embryoyu, çevreleyen bu zarda transfer işlemi öncesi kimyasal veya mekanik yötemlerle küçük bir delik açılarak embriyonun bu zarı yırtması ve rahim duvarına yerleşmesi sağlanmaktadır. Yapılan bilimse çalışmalar bu yöntemle gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme olduğunu göstermektedir. VKV Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’nde bu teknik kısaca şu şekilde uygulanmaktadır: İlk olarak embriyo mikroskopik bir iğne ile embriyo duvarından teğet geçilerek iki noktada delik açılır. Embriyo rahim içinde büyümesine devam ederken zayıf olan bu noktalarda zarını delebilir.

PREİMPLANTASYON GENETİK TANI (PGT)

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), ailesinde genetik hastalıkları olan çiftlerin ya da uygulanan tedavilere cevap vermemiş intefil ailelerin tüp bebek yöntemi kullanılarak sağlıklı bebeğe kavuşmalarını sağlayan yeni bir genetik tanı yöntemi olup bu yöntemle çiftlerden elde edilen embriyolar tek tek incelenerek genetik olarak sağlıklı olan embriyolar anormal embriyolardan ayrılır ve anne adına genetik olarak normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir. Bu sayede genetik bozukluğu olan çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler için hamilelik en başından kontrol altına alınmış olur. IVF’de olumsuz sonuçların başlıca sebeplerinden biri kromozom anomalisi dolayısıyla meydana gelen düşüklerdir. Bu nedenle PGT, özellikle ileri yaştaki IVF hastalarına ait oositlerde %43.1’lik gibi yüksek oranda kromozom anomalisine rastlanması sebebi ile ileri yaş anne adaylarına önerilmektedir. Ayrıca ülkemizde sıklıkla görülen talasemi ve orak hücreli anemi genetik hastalıkların gebelik öncesi analizi de PGT ile yapılabilmektedir. Gelişen genetik teknikler ve bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, PGT ve diğer prenatal tanı yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine başvurmalarını kolaylaştırmıştır. Asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklere kavuşturmak olan IVF, Preimpantasyon Genetik Tanı’nın uygulanması ile birlikte başarıya ulaşma konusunda bir daha atılmasını sağlamıştır.

Yukarı

BLASTOKİST TRANSFERİ

Son dönemlerde geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo canlılığı laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak günümüzde tüp bebek merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının elde edildiği 5. ya da 6. gün transferleri yaygınlaşmaya başladı. Buna blastokist transferi adı verilir. Embriyonun ana rahmine tutunmadan önce ulaştığı en son aşamaya blastokist aşaması denir.

Blastokist Transferlerinin Avantajları Şunlardır:

Gelitim potansiyeli daha iyi olan embriyoları seçebilme

Canlılğı yüksek olan daha az sayıda embriyo transfer ederek çoğul gebelik olasılığını azaltması

Embryo gelitimini daha iyi gözleyebilme

Embryoları en yüksek gelişim potansiyeline sahip oldukları dönemde yani blastokist aşamasında doldurabilme

Preimplantasyon genetiği uygulayan merkezlerde trophectoderm (blastokiste ait hiç hücre tabakaları) biopsisi uygulayabilmek ve bu doku embriyonik olmadığı için ethik problemleri ortadan kaldırabilmek

Yukarı

Embriyo canlılığının incelenebileceği metodlara fırsat tanıması.

EMBRİYO DONDURMA

İnsan gametlerinin ve embriyolarının dondurulmasının tüp bebek pratiğinde büyük önemi vardır. Tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik riskini en aza indirmek için genel yaklaşım en fazla üç embriyo transfer etmektir. Bu durumda akla gelen ilk soru elde edilen fazla embriyoların ne şekilde değerlendirileceğidir. Bu şekilde elde edilen fazla embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik, hem de psikolojik bir avantaj sağlar. Ayrıca dondurulan embriyolar transfer edileceği zaman hasta herhangi bir tedaviye gereksinim duymaz. Embriyo dondurma işlemi tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran bir işlem olarak da değerlendirilebilir.

Emriyo dondurma ve çözme işlemi, embryolar kimyasal maddelerle (kriyoprotektan) dengelendikten sonra soğutulması ve -196 C sıvı nitrojen içinde depolanması, çözüldükten sonra da krioprotektan ortamından uzaklaştırılarak ileri gelişimi sağlamak için özel kültür ortamlarının içine alınmasıdır. Her iki işlemde çok dikkatli yapılır. Rutin tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında embriyo dondurma ile gebelik oranları %15-25 arasında değişir. Aynı siklusda gebelik elde edilmiş ve kalan embriyolar dondurulmuş ise bu kez gebelik oranı %40 kadar olur. Çiftlerden izin belgesi alınarak dondurulan embriyolar Türkiye’de 1997 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile üç yıl boyunca sıvı nitrojen içerisinde saklanabilir.

Yukarı

TEDAVİ SIRASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

Tedavinin İptal Edilmesi:
Hastaların tedaviye beklenen yanıtı vermemesi, yeterli sayıda follikül gelişmemesi gibi nedenlerle tedavi iptal edilebilir.

Yumurta Bulunamaması:
Özellikle yaşı ileri ve yumurtalık rezervi düşük kadınlarda folliküller yeterli büyüklüğe ulaşmasına karşın aspirasyon sırasında hiç yumurta bulunamayabilir.

Döllenmenin Olmaması:
Yumurta ve spermler normal olmasına karşın bazı yumurtalarda döllenme gerçekleşmeyebilir. Döllenme oranı %70 civarındadır.

Transfer Zorluğu:
Bazı durumlarda kadının genital organlarının anatomik yapısı nedeniyle transfer çok zor olabilir. Bu gibi durumlarda gebelik şansı düşmektedir.

Sperm Bulunamaması:
TESE uygulanan hastaların %40’ında sperm bulunamaz ve tedavi iptal edilmek zorunda kalınır. Gebelik Testi Öncesi Kanama: Test gününden önce kanaması olanlarda gebelik şansı düşmekle birlikte gebelik olmadığı anlamına gelmez.

Ovarian Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS)
Yumurtalıkların tedaviye aşırı cevap vermesi ve karın boşluğu ile diğer vücut boşluklarında sıvı toplanmasıyla ortaya çıkan bir tabloolup şiddetli durumlarda hastanede yatarak tedavi gerekli olabilir. OHSS açısından riskli oaln kişilerde embryo transferi ertelenip embriyolar dondurulabilir.

GEBELİK ORANLARI

Yabancı üreme tekniklerinde gebelik oranları hasta yaşı, infertilite süresi infertilite nedeni, yumurta sayısı gibi pek çok değişkene bağlıdır. Bunlardan en önemlisi kadının yaşıdır. İlerleyen yaşla birlikte gebelik oranlarında da düşme görülür. VKV Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’nde 1996-2001 yılları arasında yapılan 7000’den fazla uygulamada transfer başına ortalama gebelik oranı %45 civarındadır. Yaşı 30’un altında olan hastalarda bu oran %60’lara kadar çıkarken, yaşın 40 ve üzerinde olduğu durumlarda %15’ler düzeyine indiği gözlenmiştir. İleri yaş sadece gebelik oranlarını etkilemez. Bu hasta gurubunda gebelik elde edilse bile, bu gebeliğin bir düşük ile sonuçlanma olasılığı genç yaştaki hasta gurubuna göre daha yüksek olur.

Tüp Bebek ile ilgili sitemizde yer alan Tüp Bebek ve Tüp Bebek Başarısızlığı başlıklı makalemizi okudunuz mu?

Tüp Bebek hakkında detaylı bilgileri Tüp Bebek – Mikroenjeksiyon – Aşılama başlıklı forum sayfamızda bulabilirsiniz.

kaynak: ntvmsnbc.com

http://www.gebelikveannelik.com/tup-bebek.asp

Posted in Hamilelik Testleri. Tagged with , , , , , , , , , , , , , , , .

Bebeğinizi emzirin

ABD’de yapılan bir araştırmada, bebeğini emziren kadınlarda kalp hastalıkları, diyabet, yüksek tansiyon ve felç riskinin emzirmeyen kadınlara oranla daha az olduğu tespit edildi.

ABD’de ”Obstet Gynecol” isimli tıp dergisinde yayımlanan ”Emzirme Süresinin Annenin Kalp Hastalığı Riskine Etkisine Yönelik Orjinal Çalışma (Duration of Lactation and Risk Factors for Maternal Cardiovascular Disease)” başlıklı makalede, anne sütünün, bebeğin sağlıklı gelişimi, mikroplardan korunması ve ruh sağlığı açısından faydalı olmasının yanı sıra anneyi de çeşitli hastalıklara karşı koruduğu belirtildi.

Araştırmaya göre, doğumlarının üzerinden yaklaşık 30-35 yıl geçmiş yaşları ortalama 63 olan 139 bin 681 kadın düzenli kontrollerle çeşitli hastalıklar açısından yıllar içerisinde takip edildi. Araştırmada, hastalık gelişenlerde sigara, hareket, çevresel faktörler, beslenme alışkanlığı ve fazla kilo gibi etkenlerin olup olmadığı incelendi.

Araştırma kapsamında daha önce gebelik geçiren ancak çocuğunu emzirmeyen kadınlarla yapılan karşılaştırma sonucunda, ”bebeklerini 1 yıl ya da daha fazla süre emziren kadınlarda hiç emzirmeyenlere oranla kalp damar hastalıklarına yakalanma ve felç geçirme riskinin diğerlerine göre yüzde 10-15 oranında daha az olduğu tespit edildi. Emzirme süresi arttıkça hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi hastalıkların görülme sıklığının da azaldığı saptandı.

Araştırmada, vücutta depolanan yağ miktarının anne sütü verildiğinde azaldığı ve bu durumun emziren anneleri ileri yaşlarda hastalıklara karşı koruduğu vurgulanarak, araştırmanın emzirmenin anne sağlığına karşı koruyucu etkisi açısından tıp literatüründeki ilk çalışma olduğuna dikkat çekildi.

-”ANNE SÜTÜ İLE BESLENMEYEN ÇOCUKLARDA ÖLÜMLER DAHA FAZLA”-

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yurdakök de ”Anne sütü ile beslenmeyen çocuklarda ölümlerin, anne sütü ile beslenenlere göre 4-6 kat daha fazla. UNICEF tahminlerine göre, yaşamının ilk altı ayında yalnız anne sütü ile beslenememe nedeniyle her yıl 1.3 milyon çocuk ölüyor” dedi.

Yurdakök, anne sütünün bebekte hastalığa yol açabilecek mikropları içermediğini vurgulayarak, ”Bebeği zatürre, bronşit, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonları ve menenjit gibi enfeksiyon hastalıklarından korur, bebeğin bağışıklık sistemini geliştirir, aşıların etkenliğini artırır” diye konuştu.

Anne sütü ile beslenmenin yalnız çocuklukta değil, ileri dönemlerde de yararlı olduğunu belirten Yurdakök, ”Anne sütü ile beslenen çocukların ileride daha sağlıklı, hastalıklara karşı daha dirençli oldukları, hatta bazı kanserlere daha da az yakalandıkları saptanmıştır” diye konuştu.

Yurdakök, anne sütü ile beslenen çocuklarda ”aşırı şişmanlık, şeker hastalığı, damar sertliği, koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, bronşit, astım, alerji ve psikolojik rahatsızlıkların” daha az görüldüğüne dikkati çekerek, anne sütünün annenin sağlığı açısından da önemli olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Yurdakök, ”emziren annelerde doğum sonrası kanamaların az görüldüğünü, rahmin hızla küçüldüğünü, meme, yumurtalık ve rahim kanserlerinin görülme sıklığının düşük olduğunu, kemik erimesi (osteoporoz) tehlikesinin azaldığını ve ruh sağlığının olumlu etkilendiğini” söyledi.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=4587

Posted in Hamilelik Testleri.

fx15 lida yılan yağı karınca yumurtası xacc

5.000 TL Ödüllü 5. seo yarışmamızı da başlatıyorum, şu an devam etmekte olanlarla birlikte 12.000 tl toplam ödül dağıtılacaktır. İlginiz doğrultusunda yine devam edeceğim..

Kelime, kurallar duyurusu ve yarışma başlangıcı 24 Mayıs 2009 Saat 22:00..

Yine herkesin katılımını bekliyorum.. Saygılar

Yarışma Başlangıç :
24 Mayıs 2009 Saat 22:00
Yarışma Bitiş : 7 Eylül 2009 Saat : 21:00

Anahtar kelime : “fx15 lida yılan yağı karınca yumurtası xacc”
Kontrol Linki : TIKLAYIN

Ödüller :
1.- 1500 TL
2.- 1000 TL
3.- 750 TL
4.- 500 TL
5.- 350 TL
6.- 200 TL
7.- 150 TL
8.- 100 TL
9.- 100 TL
10.- 75 TL
11.- 50 TL
12.- 40 TL
13.- 40 TL
14.- 40 TL
15.- 30 TL
16.- 25 TL
17.- 25 TL
18.- 25 TL

Eklenmesi Gereken Text Linkler :
<a href=”http://www.fx15.gen.tr” title=”fx15″>Fx15</a>
<a href=”http://www.karincayumurtasi.com” title=”karınca yumurtası”>Karınca Yumurtası</a>
<a href=”http://www.yilanyagi.net” title=”yılan yağı”>Yılan Yağı</a>
<a href=”http://www.ucuzlida.com” title=”lida”>Lida</a>
<a href=”http://www.lidaturkey.net” title=”lida”>Lida</a>
<a href=”http://www.lidaslim.com” title=”lida”>Lida</a>


KURALLAR :

- Anahtar kelimesinde Lida, FX15, Biber Hapı, geçen ve Seoogle’ın düzenlemediği herhangi bir seo yarışmasına katılamazsınız. Bu yarışmalarda yer alan site sahipleri her 3 seo yarışmamızdan da diskalifiye edilecektir. Bizi ayakta tutan prensiplerimizdir.
- Yeni, eski , free, ücretli farketmeksizin her domain ve blog servisi ile katılabilirsiniz.
- Sitenizden link satışı yapabilirsiniz ANCAK yarışma kelimesinde geçen keywordlere sahip sitelere satış yapamazsınız. Yarışmaya katılan bir bloga satıyorsanız sorun yok.
-Bir yarışma sitesi tek bir derece sahibi sayılacaktır, örneğin sonuçlanacağı gün site hem 1.dir hemde google o sitenin bir alt sayfasını 2.göstermektedir, bu durumda 1.lik ödülü alır 2.lik bir alttaki siteye devrolur. Ancak aynı kişiye ait 2 FARKLI site dereceler alırsa tüm aldığı dereceler geçerli sayılacaktır.
- Eklenen linkler tüm sayfalarda görünür şekilde olmalıdır.
- Kurallar bellidir, yarışma gidişatına göre yine kural ekleme ya da silme hakkımızı saklı tutuyorum, bu başlığı takip etmek sizin sorumluluğunuzdadır. Takip edilip kural ihlali tespit edilen siteler uyarılmaksızın diskalifiye etme hakkımızı da belirtmeliyim.Lütfen tüm şartları takip edelim ve yerine getirelim.

Satışı dolayısıyla Seoogle adıyla düzenlenen son yarışmadır, bundan sonraki organizasyonlarda yeni isim kullanılacaktır.

Posted in Hamilelik Testleri.